Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Ucuz bir film gibi…

Yol kenarındayım… Güneşe doğru yürüyorum bu akşamüstü… Güneş batmadan önce tüm parlaklığıyla gözümü alıyor sıcaklığını hissettirmeden.
Havalar artık çok erken kararıyor bu mevsimde. Belki de 6 ay gündüz 6 ay gece burada da yaşanıyor, farkında değiliz. Gözlerimi güneşin sarı ışınlarından saklayarak dönüyorum köşe başını…
Düşünüyorum… Bazen çevremizdeki insanları değiştirmeye çalışıyoruz. Onları neden, oldukları gibi kabul edemiyoruz?
Havanın soğukluğunu içimde hissederek yürürken aklıma bununla ilgili bir hikaye geliyor: “Günün birinde kendini içsel olarak zenginleştirmek isteyen bir adam Buda’ya gelir. Hayattaki tek amacının ermiş mertebesine varmak olduğunu söyler ve ne yapması gerektiğini sorar. Buda her şeyi bir tarafa bırak ve tanıdığın her insanı olduğu gibi kabul etmeye bak der. Adam bu amacı gerçekleştirmek için gider ve bir kaç ay sonra döndüğünde Buda’ya dediklerini yerine getirmek için çok uğraştım, büyük bir çoğunlukla bunu başardım ama iki kişi var ki onları oldukları gibi kabul edemiyorum der. Buda, o zaman senin diğer kişileri kabullenmene gerek yok, onları bir tarafa bırak ve şimdi gidip sadece o iki kişiyi kabul etmeye çalış, bu yeterli der. ”
Çam ağaçlarının hakim olduğu yolda ilerlerken karşıma bir çift çıkıyor… Yüz ifadeleri düşündüklerime anlam veremez bir halde sanki… Yüzüme anlamsızca bakıp yanımdan geçip gidiyorlar. Benim aklım o çifte takılıp kalıyor…
Tarih: 11.11.2007 | Saat: 19.45 | Utku Gürakar
wasowsky
Kasım 16th, 2007 16:43
Olduğu gibi kabul etmek bazen üzüyordur bizi belki Utku..O yüzdendir onları değiştirmeye çalışmamız..
Sen yine de değiştirmeye çalışma kimseyi..Üzme de kendini..Bırak git.
Onlardansam eğer..
Affet beni..