Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Hesaplaşmanın başladığı günlerdeyiz. Koca bir yıla sığdırdıklarımızı özetliyoruz bir kaç kelimeyle. Daha çok da eksikliklerimizi düşünüyoruz. Yapamadıklarımızı, yarım kalanları…
Hayaller geliyor peşi sıra. Umutla umutsuzluk arasında gidip geliyor düşünceler.
2008, 2007’nin üzerine kapandığında biz de eski yalanlarımızı unutup, yenilerini kuracağız… İnsanın en büyük becerisi de bu işte, yalan üretmek ve ürettiği yalanlara inanmak… Yaşayabilmek için muhtaç olduğu direnci yalandan alıyor, belleğin sızısını ancak böyle dindirebiliyor…
Aydınlık bir gelecek yerine karanlığa sürükleniyoruz. Atatürk’ün Bursa Nutku’nu okuyorum:
“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!“
Artık bu ülkenin polisinden, jandarmasından, ordusundan, yargısından medet ummuyorum. Polisin tarikatçıların eline geçtiğini biliyorum, jandarmanın İslamcı hükümetle çalıştığını biliyorum, ordunun ayrılıkçı teröre karşı emperyalist ülkelerle eşgüdüm içinde olduğunu biliyorum, yargının ele geçirilmeye çalışıldığını biliyorum…
Laik cumhuriyetin bittiği söyleniyor; ulus devletin tükendiği anlatılıyor; yeni bir anayasa ile son darbenin indirileceği konuşuluyor.
Atatürk’ün emanetini korumak için her şeyi yapmaya hazır olmalıyız. Emperyalizmin uşaklarına, yobazlara, işbirlikçilere, tarikatçılara, bölücülere, demokrasi maskesi takmış sahtekarlara koyun gibi boynumuzu uzatacak değiliz.
“Aydınlanır en karanlığı düşüncenin,
Yalnızlığında, sessizliğinde, garipliğinde mi?
Tutmuş yasak kaldırımların ıslakları gölgemi
İçimde ezintisi sokak fenerlerinin
Duygumda yaşatıyor usumda yitirdiğimi”
Tarih: 30.12.2007 | Saat: 23.57 | Utku Gürakar
Reklam
Yorum Yazın