Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Dinci basın, AKP medyası, yandaş kalemler saldırıda… Kendileri gibi düşünmeyenleri “terörist”, “darbeci”, “çeteci”, “faşist” diye suçlayan din pazarlamacılarının, tarikatçı müritlerin, yobaz yandaşların dokunulmazlığı var demokrasi adına…
Ergenekon soruşturması başlayalı bir yıl olmasına rağmen ortada ne iddianame, ne de dava var. İş uzadıkça uzadı. Yazar Ergün Poyraz bir yıldır cezaevinde. Muhalif sesleri susturma operasyonu devam ediyor. İçeride olanlar, AKP medyasınca karalamada. Kin, başlarını döndürmüş. Atatürk’ü ve cumhuriyetin değerlerini savunanlara karşı korku imparatorluğu yaratılmak isteniyor.
Çeteye finans kaynağı olmak suçlamasıyla 8 ay önce tutuklanan işadamı Kuddisi Okkır, sağlık durumunun giderek kötüleşmesi nedeniyle yoğun bakımda tedavi altında ve öleceğinden korkulduğu için tahliye edildi. Vücudunun artık kemoterapiye yanıt vermediği söyleniyor.
AKP’nin muhaliflere duyduğu öfke sınırlarını aşmış, hukuku siyasal amaçlarında kullanıyorlar. “Hukuksuzluk” kavramının yaratıcıları… Onları bu yolda saf dışı edecek bir güç de mutlaka var olacaktır.
Çoğu kesim şu soruya cevap arıyor: Bu davanın amacı nedir? Amaçlarının önünde bir baraj var. Bu barajın kapakları, Atatürk ilkelerine sahip çıkıp Atatürk devrimlerini savunanlardan oluşuyor. Bu barajın kapaklarını açarak amaçlarına ulaşmak istiyorlar. Baraj kapakları sonuna kadar açıldıktan sonra da Fethullah, Nakşibendîler, Nurcular, Süleymancılar ve diğer yobazlar Türkiye’de egemen olsun istiyorlar.
ATO Başkanı Sinan Aygün gözaltına alınırken ne dedi: “Suçum Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i sevmek…” Daha ne söylenebilir ki?
İktidara yakın sayılan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ne dedi: “Böyle bir uygulama ancak darbe dönemlerinde olur… Darbeler sadece hükümetlere karşı olmaz…”
Türkiye’de birileri gerçekten darbe hazırlığında! Ama onlar kesinlikle laik Cumhuriyeti savunanlar ve Atatürkçüler değil! Dinci darbeciler…
2500 sayfayı geçtiği bildirilen iddianamenin yakında ortaya çıkacağı söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Sayfa sayısının fazla olması nedeniyle iddianamenin sanıkların avukatlarına CD olarak tebliğ edileceği söyleniyor. Avukatların CD’leri okuyabilmesi elbette mümkündür. Ancak; tutuklu sanıklar, haklarındaki suçlamaları nasıl okuyacaklar? Acaba sanıklara cezaevinde birer bilgisayar verilip dünya adalet tarihinde bir ilke mi imza atılacak?
İktidarın sesi Sabah, Star, Yeni Şafak, Bugün, Zaman, Taraf gazetelerinde güvenlik birimlerince sızdırılan belgeler manşetlerde… Senaryolar bilinçaltındaki “travmaların” yansıması.
Ümraniye’de el bombalarını gecekonduya kim sakladıysa, Sinan Aygün’ün ofisine silahı da o sakladı. Cumhuriyet mitingleri düzenleyen Atatürkçülerin, muhalif yazarların, emekli orgenerallerin, yurtseverlerin, bir silah ve birkaç el bombasıyla darbe yapacağına halkı inandırmaya çalışıyorlar.
Son göz altılarla ilgili kararın 29 Haziran’da alındığı açıklandı. 30 Haziran’da bir cemaatin yayın organı durup dururken “Sarıkız ve Ayışığı meclise geliyor” diye manşet attı. Operasyonun yapıldığı 1 Temmuz günü de, Zaman gazetesinin manşetinde, “İmzalar tamamlandı, Sarıkız haftaya mecliste” başlığı yer aldı. Taraf adlı ordu düşmanı gazete de, ne rastlantıdır ki operasyon günü “Ergenekon’un kurtlar konseyi” başlığıyla yayımlandı. Star gazetesi de operasyon günü “İsyana teşvik ve darbe hazırlığından ağır ceza” başlığıyla çıktı. Bunların hepsi rastlantı mı?
Demokrasiden teokrasiye doğru gidiliyor ve bunun arkasında batının emperyalist güçleri, ABD ve AB var. AKP kapatılırsa Recep Tayyip Erdoğan 5 yıl içinde bağımsız milletvekili bile olamayacaktır. Kapatılma davası ile kasalardaki yolsuzluk dosyaları gündeme gelecek ve yüce divanda hesap günü başlayacaktır. İktidarın kapatılma telaşının ortaya çıkardığı bu komplo çabaları boşunadır.
Tarih: 05.07.2008 | Saat: 16.45 | Utku Gürakar
Karaca
Ekim 7th, 2008 23:38
Bu davada gözaltına alınan insanların hepsinin ortak noktası cumhuriyetimizi savumaktır.Son Ergenekon dalgasından örnekler verelim ve tutuklananların kimin/kimlerin kuyruğuna bastığını gözler önüne serelim. 9. dalgada, Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisi hukuk danışmanı, Aydınlık Dergisi yazarı Avukat Emcet Olcaytu; Kanal Biz’in sahibi, Biz Kaç Kişiyiz? hareketinin kurucusu gazeteci Tuncay Özkan, Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, Emekli Askeri Savcı Tanju Güvendiren neden gözaltına alındı?
Serdar Saçan, polisin içindeki f tipi Fethullahçı örgütlenmeyi ilk ortaya çıkaran kişidir ve Emcet Olcaytu ile birlikte olayların derinine inerek bu yasadışı örgütlenmeye darbe indirmişler, bu konuda “Fethullahçı Gladyo” adı altında çok başarılı bir belgesel film hazırlamışlardır. Emcet Olcaytu, Ergenekon iddianamesini satır satır inceledi ve Aydınlık dergisinde iddianamenin hukuk dışı yanlarını ortaya çıkaran önemli yazılar yazdı.Hrant Dink cinayetinin ardından yaptığı araştırma ve analizlerle provokasyonun sis perdesini dağıttı. 11 Şubat 2007 tarihinde “Üç tertibin şifresi” başlıklı yazısında Mc Donalds, Rahip Santora ve Hrant Dink cinayetleri arasındaki bağlantıları ortaya koydu ve gerçek sorumlunun “haber elemanları” adı verilen tetikçi grubu yönlendiren Fethullah sicilli Ramazan Akyürek olduğunu yazdı. Nurseli İdiz ve Seyhan Soylu ise Cumhuriyet Kadınları adlı bir belgesel çektiler.
Bir pislik kokusu duymaya başladınız mı? Bu çürümüş bir cemaatin kokusudur. İftiranın kokusudur. Kimlere ihanet edildiğini, kimlerin susturulmaya çalışıldığını farkedebiliyor musunuz?
Yazar Saygı Öztürk’ün Ağustos’ta çıkan bir kitabı var adı: Belgelerle Ergenekon. Eğer ilgiliyseniz okuyun derim.