Telaşın nedeni anlaşıldı: Deniz Feneri sönerse gemicikler yolunu nasıl bulacak!

Manisa’da şehir içi minibüsündeyim. Saat 21.30. Üniversiteden eve dönüyorum. Minibüs o kadar dolu ki hareket edecek yer yok… Her zamanki hali…
Minibüs ilerlerken gözlerim yavaşça kararmaya başlıyor. Her yer bulanıklığa bürünüyor. Işıklar karanlığa gidiyor. Tıpkı siyah-beyaz televizyonlardaki görüntüleri andırıyor ortam. Sesler anlamsız bir gürültü sanki. Başımın tamamı uyuşmuş gibi sızlıyor. Ben hala ayaktayım. İçimden tekrar ediyorum; güçlüsün sen, düşmek yok… Bütün gücümü ayakta kalmaya harcıyorum. Minibüs boşalıyor. Boş bir yer bulup oturuyorum. Soğuk ter kaplıyor tenimin bütün yüzeyini. Üşümeye başlıyorum. Devamını okuyun »

Apartman kapısını açıyorum… Vakit gece yarısı… Sarı ölgün ışık çepeçevre kuşatıyor beni. Apartmanın duvarları nemli ve alabildiğine yoğun bir koku kaplamış her yeri. Dışarıda kül rengi bulutlar, hava soğuk ama ben hissetmiyorum… Apartman merdivenlerini, yavaşça çıkıyorum. Aklımda Nihat Behram’ın dizeleri dönmeye başlıyor…
“Ölüm seni yanıltmasın…
Bir düşün yaşayanları
Alnını korkusuzca kaldır
Kimin yanındasın
Yerin neresi
Ve senin en çaresiz anında
Tek silahın nedir? “
Eve girdiğimde cam kenarına oturuyorum. Gelip geçen insanları, onların hayatlarını düşünüyorum. İnsanımız umutla yaşamayı çoktan unutmuş. Bizler hüzünler ülkesindeyiz. Her şeyimiz giz perdesi altında. Kimi zaman yakından kimi zaman uzaktan izliyoruz olanları. Yanımda olsan, sana sımsıkı sarılsam, yüreğinin kıpırtısını dinlesem belki sakinleşirim… Devamını okuyun »