Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Yol kenarındayım… Güneşe doğru yürüyorum bu akşamüstü… Güneş batmadan önce tüm parlaklığıyla gözümü alıyor sıcaklığını hissettirmeden.
Havalar artık çok erken kararıyor bu mevsimde. Belki de 6 ay gündüz 6 ay gece burada da yaşanıyor, farkında değiliz. Gözlerimi güneşin sarı ışınlarından saklayarak dönüyorum köşe başını…
Düşünüyorum… Bazen çevremizdeki insanları değiştirmeye çalışıyoruz. Onları neden, oldukları gibi kabul edemiyoruz?
Havanın soğukluğunu içimde hissederek yürürken aklıma bununla ilgili bir hikaye geliyor: “Günün birinde kendini içsel olarak zenginleştirmek isteyen bir adam Buda’ya gelir. Devamını okuyun »

Manisa’da şehir içi minibüsündeyim. Saat 21.30. Üniversiteden eve dönüyorum. Minibüs o kadar dolu ki hareket edecek yer yok… Her zamanki hali…
Minibüs ilerlerken gözlerim yavaşça kararmaya başlıyor. Her yer bulanıklığa bürünüyor. Işıklar karanlığa gidiyor. Tıpkı siyah-beyaz televizyonlardaki görüntüleri andırıyor ortam. Sesler anlamsız bir gürültü sanki. Başımın tamamı uyuşmuş gibi sızlıyor. Ben hala ayaktayım. İçimden tekrar ediyorum; güçlüsün sen, düşmek yok… Bütün gücümü ayakta kalmaya harcıyorum. Minibüs boşalıyor. Boş bir yer bulup oturuyorum. Soğuk ter kaplıyor tenimin bütün yüzeyini. Üşümeye başlıyorum. Devamını okuyun »