Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Karanlık sokakların ardındayım bu gece. Uyanmak istiyorum bu derin uykumdan. Boş bir sokakta buluyorum kendimi. Sokak lambaları üsteme geliyor sanki. Bu sokakta seni istemiyoruz diyorlar, gizlice. O sokaktan, senin gülüşünü düşünerek hızlıca uzaklaşıyorum. Senin gülüşünü düşünmesem oradan kaçabilir miydim sanki?
Ben koşarken adımlarımdan rahatsız olan bulutlar hareketlenmeye başlıyor. Yağmur damlaları bu yoğun sessizliğin içinde yavaşça yeryüzüne iniyor. Islak toprak kokusu kaplıyor, beynimin hücrelerini. Yağmur damlalarının yüzüme çarpmasına aldırmadan, eski köprünün yakınındaki bir evin kuytu köşesine doğru yürüyorum. Yağmurun dinmesini beklerken karşıdaki ağacın yapraklarından yere damlayan su tanesinin içinde buluyorum kendimi. Devamını okuyun »

Yolda insanlara aldırmaz bir şekilde yürüyordum. O kadar insan arasında sendin karşıma çıkan. Seni uzun süreden beri ilk kez görüyordum. Hayatım rastlantılar örgüsü üzerine kurulmuş bir halde. Dün seni düşünmüştüm karanlık ve ıssız bir sokakta yürürken. Şimdi karşımdaydın… Siyah güneş gözlüklerini takmış, cep telefonunla uğraşarak ilerliyordun. Gözlerini göremedim. Ne güzel gözlerin vardı oysa. Sen saklamakta hep inat ederdin. Sanki o an martılar ve sarmaşıklar dolandı göz kapaklarıma. Yüzünü bile göremedim. Beni fark etmeden yanımdan geçip gittin. Kördüm belki de ben. Kör olmasaydım benimle yürümezdin eskiden. Sana seslenemedim ardından. Arkama bakakaldım uzun süre. Belki de küstah sesim bir engele çarptı ve geri tepti, ben fark etmeden. Yapamadım; seninle konuşamadım.
Seninle karşılaştığımızda, seni fark etmediğim zaman arkamdan seslenip bana söylenmeye başlardın eskiden. Bana sarılırdın hiç kırılmamış gibi. Şimdi o içindeki yaşamı kaybetmiş gibi çıktın karşıma. Yaşadıkların elbet zordu. Senin yerinde kim olsa içinde bulunduğun durum karşısında o yüce yaşam gücünün sürekliliğini sağlayamazdı. Böyle bir yaşamı hiç hak etmiyordun. Ben de fazla geliyordum senin yaşamına. Devamını okuyun »