Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Ucuz bir film gibi…
Mir Dengir Fırat’ın sözünü ettiği travma niçin bu kadar tepki yarattı anlamak kolay değil. Onun ve çevresinin bu Kemalist devrimler nedeniyle sarsıntı geçirmesi normal sayılmaz mı?
Tekke ve zaviyelerin, şeriat düzeninin hâkim olduğu; her şeye biat eden bir toplumda çağdaş ve uygar kurallar getiriyorsunuz. Tabii ki tepkiler ve rahatsızlıklar olacaktır. Düşünün ki sadece belirli bir kesimin kullandığı yüzyıllardır kullanıldığına inanılan yazı değiştirilmekte, giyim kuşamda köklü değişiklikler yapılmakta, aile hukuku yepyeni temellere oturtulup kadın-erkek ilişkileri yeniden düzenlenmektedir.
Yobazlar, dinciler, şeriatçılar, Arapçılar travma geçirmişlerdir. Esas travmayı ise, Atatürk devrimlerinin etkisiyle sömürgeci, emperyalist ve işgalci Avrupa yaşamıştır.
Fırat, travmanın sürüp gitmekte olduğunu ima ediyor. O zamandan beri toplumda ne kadar çok insanın değişmiş olduğunun farkında değil mi? Bundan daha vahimi, Cumhuriyeti geriye doğru çekme çabalarının, bu travmayı iyileştirmekten daha çok bir karşıdevrim niteliğine bürünmüş olmasıdır. Devamını okuyun »
Basında, tarikat lideri Fethullah Gülen’in sığındığı ABD’den dönüp dönmeyeceği hakkındaki haberlerden geçilmiyor.
Pensilvanya’daki mahkemenin yargıcı davada sunulan belgelerin inandırıcı nitelikte olmadığını öne sürerek irdeleyici açıklamasıyla Feto’nun Yeşil Kart başvurusunu reddetti.
Yargıç gerekçesinde; “Gülen’in olağanüstü yetenekli kategorisinde Yeşil Kart alabilmesi için ulusal ve uluslararası kapsamda mesleğinde en üst düzeye yükselmiş olması gerekir. Kendisi din adamıdır, ancak karşımıza eğitimci olarak çıkmıştır” diyor. Gülen’in “akademisyenlikten çok uzak olduğunu ve akademisyenlere para ödeyerek kendi sponsorluğunda konferanslar düzenleyerek hakkında ve hareketi ile ilgili yazılar yazdırdığını” belirtiyor; “Kendi çalışmalarını finanse etmek davacıyı akademisyen yapmaz” diyor. Mahkeme ilkokul mezunu birinin bilim adamı olamayacağına karar veriyor. Devamını okuyun »