Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Halka barikat kurdular. Emekçilere saldırdılar. Büyük bir öfkeyle, nefretle, öç almak istercesine emekçilerin bayramını kana, gaza, gözyaşına boğdular.
Şaşılacak bir yanı yok aslında. 1977’deki kanlı 1 Mayıs senaryosunu hazırlayanlar, sahneye koyanlar ve uygulayanların devamı bir zihniyet. Küresel güçlerin işbirlikçileri… Köylüye “gözünü toprak doyursun” diyenler onlar değil mi? Emekçilere “ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar” diyen onlar değil mi? Gözlerimizin içine bakarak ülkenin ve halkın varlıklarını yabancılara “babalar gibi” satanlar bunlar değil mi?
İktidar, önce 1 Mayıs’ın tatil olması talebini, 2 katrilyon liralık gelir kaybı yaşanacağı gerekçesiyle reddetti. Hiç inandırıcı değildi. Gayri safi ulusal hasılayı 365’e bölüp böyle bir sonuç çıkarmışlar. Gerçekten çok komik… Devamını okuyun »

Geçmişle gelecek arasında sıkışıp kaldığınızı hissettiğiniz oldu mu hiç? Beklentilerinizi gerçekleştirmek için elinizdeki zamanın yetersiz kaldığını fark edip zamanın akışını durdurmak istediniz mi? İnsan bazen bazı şeyleri yapmayı başarır ancak bazı yapmak istediklerini beceremez. Geçmişte yaptıklarıyla gelecekte yapmak istedikleri arasında kendini sıkışmış hisseder, zamanı durdurmak ister. Durup, arkasına dönüp bakmak ister.
Ulusalcılık, yeni kurulan düzene yönelik bir tehdit olarak polis kayıtlarına geçmiş. Ulusalcılar “terörist” sınıfına sokulmuş ve iktidar emir vermiş, polis “suçüstü” yakalamak için ulusalcıları izliyor. Devamını okuyun »