Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Sınavları vardı. Günleri ders çalışmakla uykulu bir hal arasında geçiyordu. Sınavı olduğu gün evden çıkıp sınavına yetişmek için hazırdı. Kapının zili istekli bir şekilde çalmaya başladı. Kim olduğunu sordu. Gelen kargocuydu. Oysa beklediği bir kargo yoktu. Kapıyı açtı ve kargocu ona adını sordu. Kargo paketinin üstündeki ad onundu ama soyadı farklı yazılmıştı. Duraksadı. Ona gelen dergileri düşündü. Onlarda da aynı dergiden iki tane geldiği ve abonelik tarihleri farklı olduğu için bir dergideki abone soyadı farklıydı. Ama o ayın dergileri gelmişti ve kargodaki yanlış soyadı bu dergideki soyadıyla aynıydı. Kargocuyu şüphelendirmeden hemen paketi kabul etti. Devamını okuyun »

Hafta sonlarından bir gündü. Hava güneşli, vakit akşamüstüydü. Otobüs durağında bekliyordun. Ben dalgalanan sarı saçlarına kapılmış karşı kaldırımda yürürken senin yeşil gözlerini görememiş olmamdan bu kızın sen olduğun konusunda tam emin olamamıştım. El salladın bana. Seni gördüğümde oldukça şaşırdım. Duraksadım. Sonra ben de sana karşılık verdim.
Yüzün her zamanki gibi gülümsüyordu. Ben her an gülümseyebildiğin için sevmemiş miydim seni? Senden öğrendim gülümsemeyi. Gülüşlerimi kaybettiğim oldu. Gülüşlerimi kaybettiğim her an seni aklıma getirdim. Gülüşlerimi geri getirmeyi başardım; ama içim hep acıdı.
Seni anlatırken saçlarının dalgalandığını söyledim az önce… Oysa seni gördüğüm zaman hava rüzgârlı değildi. Bu da benim abartılarımdan biriydi. Abartmayı yüksek notlar aldığım kompozisyon sınavlarında seni anlatırken öğrenmiştim. Devamını okuyun »