Eli kanlı krallar, köşeleri tutanlar… Kötü ve ucuz bir film gibi…

Bir arkadaşımın yazısını paylaşmak istiyorum sizlerle…
En üretken günlerimdin sen… Bırakmak çok zor olacak…
Yanında mutluydum, huzurluydum… Zor olacak, çok zor, bilemezsin…
Ortada kaldığını hisseden benim şimdi… Oysa korkup kaçan da bendim… Ne büyük çelişki değil mi? Daha ilk zorlukta havlu attım…
Artık, her zaman olduğumdan da yalnızım… Çok daha bir başınayım, anlayamazsın…
Güçlü cümlelerime aldanmasaydın keşke… Keşke anlasaydın… Arardın… Susmazdın anlasaydın… Öyle ya; herkes kendi dünyasında bu şehirde… Kim, neden düşünsün ki beni; düşünmediği gibi kimsenin bankta sabahlayan birini…
Alışamadım ne yapayım? Bu şehrin kurallarına uyamadım… Ve sen de anlamadın… Sen bile anlamadın… Ne gelir ki artık elimden… Devamını okuyun »

Manisa’nın arka sokaklarına doğru yürüyorum… Yeni zift kaplanmış yollardan geçiyorum. Havanın soğukluğu içime işliyor ve hissetmemek için elimden geleni yaptığım bu kristal soğukluğu en derinde hissediyorum.
Hayat, gölgemin var olduğu kadar yaşatıyor. Kalbimi sunuyorum ona; ama hayat daha fazlasını istiyor; ele geçirmek istiyor bütün bedenimi… Bu akşam, anlaşıldığım kadar yaşıyorum. Hayattan saklanmak için koşmuyorum, ondan kaçmıyorum; bir maskenin ardına saklanıyorum. Gördüğüm belki de bir yalanın aynadaki yansımasından ibaret…
Yalnız yaşayan ruhum yavaşça nefes alıyor, artık. Yalnızlıklar elimde değil. Kendimle savaşıyorum durmadan. Düşündüklerim hissettiklerimden uzak. Savaşta alınmış yara izleri çok derin. O yaralardan sızan karanlıklar kadar gücüm yok.
Zihinsel hayal takip ediyor beni. Devamını okuyun »